Üyelik Girişi
MENÜ BAŞLIKLARI
Site Haritası
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 13° 8°
DOĞAN CÜCELOĞLU

EKLEYEN:AFULU

               

Amerika’dan gelen bir misafirime su verdim, boğazına kaçtı, öksürdü, “helal”

dedim. Anlamadı. Ne anlama geliyor, diye yüzüme baktı.

Anlatmaya

çalıştım. Amerika’da yirmi beş yıl bulunmuş, orada üniversite düzeyinde ders

vermiş birisi olarak kavramın bizdeki anlamını veremediğimin farkındaydım. Daha

doğrusu Amerikan İngilizcesinde bu denli güçlü bir kavram bulamıyordum. Benim

anlatımım yüzeysel kalıyordu; benim dilimdeki o vurucu gücü hiç ifade

edemiyordu.

 

“Helal” kavramını daha iyi anlatabilmek için “haram”

kavramını anlatmaya çalıştım. Suyu ben verdim; verdiğim suyu helal ediyorum, bu

sana haram değil, sana bir kötülük olmasın, suyumu helal ediyorum, diyerek

niyetimi belli ettim. Bu niyet önemli. Bildiğim bir öyküyü

anlattım.

 

Tanıdığım genç kız evlenmeden önce mobilyacıları geziyor ve

güzel bir koltuk takımı görüyor. Bu takımı satan kişi belirli bir fiyattan aşağı

inmiyor. Genç kız bu takımı çok beğendiğini belli ettiği için çok pişman;

beğendiğim için fiyatı yükseltti ve pazarlık güzümü kaybettim, diye

düşünüyor.

 

Bütün çabalarına rağmen fiyatı düşüremeyince genç kız, peki,

alıyorum, ama hakkımı sana helal etmiyorum, diyor. Adam soğukkanlılıkla, Hanım

kızım, o zaman bu koltuk satılık değil, sana satmıyorum, diyor. Üniversite

bitirmiş, modern kız, niye satmayacakmışsınız, parasını veriyorum ya, gayet

tabii satacaksınız, diyor. Adam gayet sakin, artık satılık değil, diyerek

sırtını dönüp o yokmuş gibi davranıyor.

 

Ve bu çağdaş Türk kızı

kulaklarına, gözlerine inanamıyor. Ağlayarak babasına gidiyor; durumu anlatıyor.

Baba, kızım sen ne yaptın, esnafa öyle konuşulur mu, diyerek devreye giriyor.

Yanına bir de tanıdığı müftüyü alarak mobilyacıya gidiyor. Neticede genç kız

babasının ve müftünün şahitliğinde, “verdiği parayı canı gönülden helal

ettiğini,” ifade ederek istediği mobilyayı satın alabiliyor.

 

Bu genç kız

o dönem asistanım olarak çalışıyordu, bu öyküyü tüm ayrıntılarıyla biliyorum.

Amerikalı misafirime bu öyküyü anlattım. Benim su içmemle bunun ne alakası var,

gibisinden baktı.

 

Suyu sana helal ediyorum, için rahat olsun dedim. Helal

etmesen ne olur, dedi. “Kul hakkıyla karşıma gelmeyin” anlayışından söz ettim.

Dikkatle dinledi. Bu dediğin bir değer olarak yaşıyor mu, yoksa bir slogan gibi

konuşulan alışkanlık haline gelmiş bir söz mü, diye sordu.

 

Ne fark eder

eder, diye sordum.

 

Gerçekten bir değer olarak yaşıyorsa sizin ülkenizde

rüşvet ve hak yeme olmaması gerekir, insanların birbirini kazıklamadığı bir

toplum olmanız gerekir, diye düşünüyorum dedi.

 

Yüzüne baktım. Göz göze

bakıştık. Yalan söyleyemedim. Biz dedim, yalan söyler, kazık atar ve hak yeriz.

Ama dürüstlüğü dilimizden hiç düşürmeyiz. Güçsüzsen, arkan yoksa, sıradan bir

vatandaşsan, bu ülkede hakkını araman çok zor, hakkını elde etmen daha da zor.

Örneğin, rüşvet vermeden bir inşaat ruhsatı alman mümkün değildir. Ve bunu

herkes bilir. Rüşvet alanların çoğu oruç tutar, rüşvet alan belediyeler

ramazanda iftar sofraları kurar. Ve bu sofralarda hakkını helal etmekle ilgili

konuşursan, Yüce Allah’ın “karşıma kul hakkıyla çıkmayın,” dediği bir dinimiz

olduğu söylenir. Bunu rüşvet alanlar söyler. Söylediğimiz yalana inanana enayi

olarak bakarız ve onu kazıklamaya hak kazanırız. Ama senin içtiğin suyu helal

etmeyi de ihmal etmeyiz.

 

Peki, neden böyle, diye sordu.

 

Çünkü biz

inanırmış gibi konuşmaya önem veririz, ama konuştuğumuz gibi yaşamaya önem

vermeyiz, dedim. “Mış Gibi Yaşamlar” adında bir kitabım olduğunu ve orada

anlattığımı söyledim. Mış gibi tanımını anlamakta zorlandı, ama sonunda

anladı.

 

Neden mış gibi, diye sordu. Güldüm, çok sorma, suyumu haram

ederim, dedim.

 

Doğan Cüceloğlu (29.08.2010)

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
267 kez okundu

Yorumlar

Tamam!     27/06/2016 10:42

Olsun.çalıyorlar ama çalışıyorlar.Bu söz size tanıdık geldi mi?Toplum çalan insanlara kılıf yaratıyorsa helal-haram ilişkisi fanteziden öteye gitmez.Din,iman,toz duman ayakkabı kutuları da mı yalan?
Mehmet ETCİ

     24/06/2016 20:53

Ülkemizde helali ve haramı bilmeyen yok,Ama uygulamada sorunlar çok ,bilerek pişmanlık duyulmuş ,şeyler maalesef defalarca yapılıyor,Bu nedenle reklamlarda söylendiği gibi gerçek eğitim şart
fikret yıldız

KURALLARI BİLİYORUZ AMA....     23/06/2016 22:10

Kuralları bildiğimiz halde hiç birini uygulamadığımızı çok güzel anlatmış yani sözde müslüman olduğumuzu ne yazıkkı günlük hayatta da hepimiz yaşıyoruz görüyoruz ..üzgünüm ama gerçek bu. Teşekkürler AFULU Devrem..
Cevat KILINÇDEMİR

helal ve haramı bilmek     23/06/2016 22:00

evet helal ve haramı bilmek bilerek yaşamak hayat kurallarına uygulamak uygulayıcısı olmak bu kuralları çocuklarımıza anlatmak onlarında bu helal ve haram kurallarına göre yaşamaların sağlamak çok ama çok önemli hani bir ata sözü vardır <> bu kuralları uygularsak bütün toplum temiz olur düşüncesindeyim teşekkürler fazıl
Hüseyin KURT

     23/06/2016 13:49

Devrem sayende büyük insan doğan beyin anlatımı ile Türkiyedeki anlayaşı bir kez daha hatırlattığın için saygılarımı iletiyorum sağlıklı kal..
mustafa maden