Üyelik Girişi
MENÜ BAŞLIKLARI
Site Haritası
Hava Durumu
Anlık
Yarın
6° 6°

Mehmet ETCİ

Mehmet ETCİ
etcimehmet@hotmail.com
HEPİMİZ İÇİN..
16/07/2017
MEMLEKETİMDEN MANZARALAR..
Bu yazıyı ta Sevgililer gününde yani 14 Şubat da yazmışım. Dokümanlara atmışım orada da öyle kalmış. Dokümanları temizlerken gördüm. Siteye baktım uzun zamandır bir şey yazmamışım. Biraz da ciddi meselelerin dışına çıkalım diye yayınlamak istedim.
Biraz gecikmeli bir yazı olacak ama her Sevgililer günü özellikle erkeklerin bir hediye yarışı içine girmeleri hem komik hem de düşündürücü gelir bana. Sevgili olmak sadece kadınların tekelinde ya! Hiç kadınların böyle bir telaş içinde olduklarını görmedim. Onlar hep bekleyendir.
Mesele hediye değil.
Acaba benim adam beni hala seviyor mu?
Hala benim için bir şeyler yapmak istiyor mu?
Erkekler de ise telaşın ve korkunun kaynağı televizyon ekranlarında gümbür gümbür yapılan sevgililer günü reklamları.
Ulan oğlum kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu günün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmasından sana ne? Ayrıca bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" olarak bilinmesinin Valentine kelimesi, Batı medeniyetlerinde hoşlanılan kişi veya sevgili anlamlarında da kullanılığından da sana ne? Ama esas korkunun kaynağı kadının pençelerini çıkarması ve o muhteşem silahı olan surat asma triplerine girmesidir.
Neyse; bendeniz de bir çiçek alayım bari diye çiçekçinin yolunu tutanlardanım. Aman tanrım! Maçoluğu elden bırakmayan Türk erkeği, delikanlılığın kitabında böyle light erkek olmak var mı ulan, hep taş fırın erkeği olacaksın gizli anayasa maddesi gereği çaktırmadan, ürkek ve sanki ‘'ulan ben taş fırın erkeğiyim ama yeri geldiğinde eşimiz için bu kuralları da çiğneyecek kadar delikanlıyım'' havalarıyla komik mi komik bir tablo yaratıyor. Bir kere senede bir almış olduğu çiçek elinde o kadar eğreti duruyor ki çiçek bile ‘'abi bu zulmü bana yapma ya!'' der gibi. Şimdi bu çiçeği eve kimseye göstermeden ve de çaktırmadan nasıl götüreceğiz telaşı başlıyor. Hangi eline alsa çiçek orada eğreti duruyor. Neyse, arabaya kadar götürebildik çok şükür başarısıyla ikinci perde Allah kerim.
Eğreti duruyor deyince kadınlarımızı da anlatmadan geçemeyeceğim. Bizim kadınlarımız makyajda, giyimde ve saç baş düzeninde hep bir ölçüyü kendilerine görev edinmiştir. İstisnalar olsa da hep toplumda genel kabul görmüş bir ölçü vardır. Ama bunun da bir istisnası var! Düğün, nişan ve bazı önemli toplantılar.
Bilirsiniz ki toplum önünde olan sosyete, sanatçı ,şarkıcı ve aktrist takımı abiye kıyafetleri rollleri ve işleri gereği giyerler. Bunu taşımayı da süreklilik olduğu için iyi becerirler. Ama bizim normal halk kesiminden kadınlarımız o düğün dernek öncesi öyle bir makyaj, öyle bir saç baş yapar/yaptırır ve öyle bir kıyafet seçer ki sanırsınız ki Oscar için kırmızı halıya çıkacak. Abiye kıyafet, üzerlerinde adeta yeni ergen kızların ilk topuklu ayakkabı giydiklerindeki durum gibidir. Bacak ve göğüs dekoltesi frikik vermeye teşne vaziyettedir. Bir yandan da eşlerinin takip ve gözetlemesinden bir günlük kurtulmuş olmasından olsa gerek kendilerince şıklık yarışında, manken gibi salınır dururlar. Oysa giydiği o kıyafetle kocaman poposunun hiçte uyumlu olmadığını bilse de bilmemezlikten gelenleri de vardır.
Ya erkekler! Başka zaman eşinin göğüs çatalı gözükse gözlerini pörtleten o adamlar gider dünyanın en munis ve kıskançlıkta neymiş canım benim karım en güzeli diyen ‘'Amerikalı ve Avrupalı'' birer centilmen gibidir. Yani demem o dur ki, biz hep mış gibi yaşamaya alışmış, alıştırılmış insanalar haline getirildiğimiz için sadece senede bir sefer zorunlu olarak çiçek alan ama başka zaman almayı unutan, beceremeyen .İçten bir ‘'seni seviyorum'' diye bilmenin her türlü hediyenin üstünde olduğunu, hayatı paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu aile ve aşk ilişkisinde küçük jest ve sürprizlerin senede bir gün değil devamlı olmasının sevgililer gününde alınan kıymetli hediyelerden daha kıymetli olduğunu anlayamıyoruz.
Anlamak her şeyin özü değil mi?
Sevgiyle kalın..


Paylaş | | Yorum Yaz
392 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Yorum!     25/07/2017 16:09

Hoş bir anlatım, teşekkür ederim devrem... Selam ve saygılar...
Abdülkadir YAVUZ

Yazarın diğer yazıları

KAYBETTİĞİM AĞABEYİMİN ANISINA - 10/02/2015
KAYBETTİĞİM AĞABEYİMİN ANISINA
ÖMRÜMDEN BİR YIL DAHA GİDERKEN. - 14/09/2014
HOŞ GELDİN YENİ YAŞIM..
ÇANAKKALE SAVAŞLARI - 17/03/2014
SAVAŞ VE İNSAN.
ÖLÜM ORUCU VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ - 11/03/2014
ÖLÜM ORUCU
ASSUBAYLARIN TAKSİM ÇIKARMASI - 03/03/2014
ASSUBAYLARIN TAKSİM ÇIKARMASI
TEMAD ve Düşündürdükleri - 17/11/2013
TEMAD ve Düşündürdükleri
ORGANİK Mİ DEĞİL Mİ? - 14/06/2013
SEMT PAZARLARININ DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ!
ADINI SİZ KOYUN.. - 21/08/2012
SİYASET YAPIYORUM ARKADAŞ..
BABALAR,ÇOCUKLAR,TORUNLAR - 16/04/2012
Babalık kolay
 Devamı